Önsöz

  Günümüz insanları yaşadıklarını devamlı olarak anlamlandırmaya çalışıyorlar. Neden sürekli aynı problemler başıma geliyor? Neden bu olumsuz olaylar beni buluyor? Neden dünyaya geldim? Sabah kalkıyorum işe gidiyorum, işten gelip akşam yemeğimi yiyip televizyon karşısında vaktimi geçirip uykuya dalıyorum ve ertesi gün ve daha ertesi gün hep aynı kısır döngüyü yaşıyorum. Ya da ev kadınlarının, “Sabah kalkıyorum çocukları hazırlayıp, okula gönderip eşime kahvaltı… Ardından ev işleri, yine akşam olunca ne pişireyim derdi. Derken okuldan çocuklar, işten eşim geliyor. Yemek, bulaşık… Sonrasında televizyon karşısında vaktimi geçirip uykuya dalıyorum ve ertesi gün ve daha ertesi gün hep aynı kısır döngüyü yaşıyorum,” sorunsalı…

   Bu hayatın anlamı nedir? Bizler hep bu kısır döngüleri yaşamak için mi geldik?  Yoksa Kuantum Fiziği ile uğraşan bilim insanlarının ya da geçmişte yaşamış düşünürlerin, felsefecilerin dediği gibi sanal bir dünyada mı yaşıyoruz? Yoksa her şey bir oyun mu? Biz dışarıdan gelen verileri, ışık huzmelerini beynimizin içinde yorumlayıp kendi hayatımızı yaratan insanlar mıyız?

   Elle tuttuğumuz, kulağımızla duyduğumuz,  gözümüzle gördüğümüz her şey yalan mı? Sanal görüntüleri gerçek gibi algılamamız neden? Soyut dediğimiz düşüncelerimiz gerçekten başımıza gelen yeni olayları ya da hep aynı problemleri mi bize yaşatıyor? Farkında olarak ya da farkında olmayarak kullandığımız kelimeler bizim hayatımızı etkiliyor mu? Yediğim herhangi bir şey düşünce dünyamı, yaşadığım hayatı etkileyebilir mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir